Haber Detayı
10 Aralık 2017 - Pazar 20:40 Bu haber 618 kez okundu
 
İnsan Haklarının önemi ve tarihsel gelişimi
Afyonkarahisar Barosu Genel Sekreteri ve İnsan Hakları Komisyon Başkanı Av. Ömer Faruk Aksoy 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü işle ilgili bir açıklama yaptı.
Gündem Haberi


Afyonkarahisar Barosu Genel Sekreteri ve İnsan Hakları Komisyon Başkanı Av. Ömer Faruk Aksoy 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü işle ilgili bir açıklama yaptı.

Yapılan açıklama şu şekilde;

 

"İnsan hakları; insanın yüzyıllardır içinde bulunduğu felsefi, sosyolojik, hukuki ve daha birçok alanda yer alan ve korunması gereken değerler bütünü olup insanın salt insan olmakla birlikte kazandığı haklardır. İnsan ana rahmine düştüğü andan itibaren bu hakları kazanmış olur. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 2. Maddesine göre herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir.

 

 

İnsan Haklarının Genel Özellikleri

İnsan hakları "olan" değil "olması gereken" haklardır.

İnsan Haklarının özü ayrım gözetmemedir.

İnsan Hakları evrenseldir. Yani içerik, yer ve zaman bakımından değişmeyen haklardır.

İnsan Hakları, insanın kişiliğini korumayı ve geliştirmeyi amaçlar.

 

 

İnsan Hakları, dokunulmazdır. Bu hüküm, Anayasamızın 17. maddesinde de yer almıştır. (Hiç kimsenin vücut bütünlüğüne dokunulamaz, işkence ve eziyete maruz kalamaz, hiç kimseye insan onuru ile bağdaşmayacak ceza verilemez.)

İnsan Hakları, bireyseldir. Bu özellik, insanların hiç kimseye bağlı olmadan, kendi başlarına davranabilmesi, irade açıklayabilmesi anlamına gelir.

İnsan Hakları, vazgeçilemez ve devredilemezdir. Herhangi bir çıkar karşılığı vazgeçilmesi söz konusu değildir.

 

 

İnsanlar, ilk devletler kurulana kadar topluluklar halinde yaşamışlardır. İlk devletlerin kurulması ve devlet içindeki sınıflaşmalarla birlikte halk, haklar bakımından sınırlandırıldıklarının farkına varmıştır. Bu farkına varışın etkisiyle birlikte 1215’te İngiltere Krallığı’nda MagnaCarta Özgürlük Bildirgesi yayınlanmıştır. MagnaCarta Özgürlük Bildirgesi sayesinde insanlar hangi haklara sahip olduğunu ve olabileceklerini anlamış, bu hakları kullanabilmeyi sağlamak ve geliştirmek için çaba göstermeye başlamışlardır. Bu bildirgenin yayınlanışından sonra insanların vermiş olduğu uzun uğraşlar sonucunda insan hakları bakımından bildirgelerle üç büyük adım atılmıştır:

 

1689 İngiltere Haklar Bildirgesi

1776 Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi

1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi

Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi daha evrensel maddeler içermesi sebebiyle ondan önce yayınlanan diğer iki bildirgeden daha geniş kapsamlıdır.

İlk aşamada bu üç bildirge birinci kuşak denilen bireysel hakların temelini oluşturmaktadır. Bu aşamada burjuvazinin aristokrasiye ve özellikle feodaliteye karşı yaptığı devrimler sonucunda özgürlük ve eşitlik kavramları önem kazanmıştır.

 

 

Örneğin Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi’nde yer alan şu maddeler bu kavramlara değinmiştir:

-Bütün insanlar özgür doğar ve eşit haklara sahiptir. -Devlet, temel hakları ve özgürlükleri korumak zorundadır. -Kanunlar önünde tüm insanlar eşittir.

İkinci aşamada; 19. yüzyılda sosyalist akımların etkisiyle ikinci kuşak haklar ön plana çıkmıştır. Bu haklar genel olarak ekonomik, sosyal ve kültürel alanlara ilişkin haklardır. Çalışma hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı, sosyal güvenlik hakkı, sendikal özgürlükler, kültürel yaşama katılma hakkı gibi haklar sayesinde insan hakları yelpazesi genişlemiştir.

 

 

Üçüncü aşamada ise, anayasal haklar 20. Yüzyılda gelişme göstermiştir ve bununla birlikte barış hakkı, sağlıklı ve düzenli bir çevrede yaşama hakkı, ortak mirasa evrensel gözle bakma ödevi ve mirası koruma hakkı vs. olarak anılan dayanışma haklarına üçüncü kuşak hakları denmiştir.

 

İnsan hakları mücadelesi hiçbir zaman durağan bir yapıya sahip olmamıştır. Fakat uluslararası düzeyde kabulünün söz konusu oldukça yenidir. II. Dünya Savaşı’nda insanlığa karşı işlenilen ağır suçlar, yapılan katliamlar ve işkenceler, sadece devletlerin kendi içinde yer alan bir sorun olan insan haklarına evrensel boyut kazandırmıştır. Savaşın bitimiyle birlikte kurulan Birleşmiş Milletler 10 Aralık

 

1948’de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini yayınlamıştır. Birleşmiş Milletlere üye olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti 6 Nisan 1949’da bu bildirgeyi kabul etmiştir. Bu bildirgenin ülkemizce kabulüyle birlikte gerek iç hukukta gerek uluslararası hukukta insan hakları bakımından önemli adımlar atılmıştır. Türkiye cumhuriyeti devleti, bu bildirgenin dışında aşağıda belirtilen diğer önemli antlaşmaları imzalamıştır:

 

 

25 Mayıs 1959 tarihli Kadınların Siyasi Haklarına Dair Sözleşme - Türkiye 1959

- Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (BM 1981 - Türkiye Haziran 1985))

- Jenosit‘in Önlenmesi ve Cezalandırılması Hakkında Sözleşme (BM 1948 - Türkiye Mart 1950

- Esaretin Men‘i Hakkında (25 Eylül 1926 tarihli) Mukavelename - Türkiye 8 Haziran 1933

- Kölelik, Köle Ticareti, Köleliğe Benzer Uygulama ve Geleneklerin Ortadan Kaldırılmasına Dair Ek Sözleşme - Türkiye 6.1.1964

 

 

- Mültecilerin Durumuna Dair Sözleşme - Türkiye 26 Ağustos 1961

- Çocuk Hakları Bildirgesi - BM: 20 Kasım 1989 - Türkiye 1995

- İşkence ve Başka Zalimce İnsanlık dışı ya da Onur kırıcı Davranış ya da Cezaya Karşı Sözleşme (BM: Haziran l987, Türkiye 25 Ocak 1988)

- Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 1948 - (çalışma politikasına ilişkin 122 no.lu sözleşme BM: 1964, 9.11.1976; 87 No.lu ILO sözleşmesi: örgütlenme özgürlüğü; 98 No.lu ILO sözleşmesi:Sendika kurma ve toplu pazarlık hakkı,

 

 

- Tarım İşçilerinin Dernek Kurma ve Birleşme Haklarına Dair 11 Sayılı Sözleşme (24 Ekim 1960, Türkiye 24 Ekim 1960)

- Örgütlenme ve Toplu Pazarlık ilkelerinin Uygulanmasına İlişkin 98 no.lu (ILO) Sözleşme, Sendika hakkını daha ileri düzeyde gerçekleştirme (18 temmuz 1951 - 8 Ağustos 1951)

- Zorla ya da Zorunlu Çalıştırma Yasağı BM 17 Ocak 1979 - Türkiye 14 Aralık 1960)

 

 

- Çalışma yasasında ayrımcılığın, özellikle kadınlara karşı ayrımcılığın kaldırılması amacıyla (ILO) tarafından benimsenen Çalışma ve Meslek Bakımından Ayrımcılığa ilişkin 111 no.lu sözleşme (BM: 15 Haziran 1960 - Türkiye: 13 Aralık 1966)

 

- Erkeklerle kadınların eşit değerde iş için eşit ücretlendirilmesine ilişkin 100 no.lu sözleşme (Türkiye: 13 Aralık 1966)

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasında da insan hakları, temel hak ve özgürlükler bölümünde yer almış ve düzenlenmiştir. Bir yargı mercii olan Anayasa Mahkemesi’nde insan haklarını koruyan ve gözeten bir uygulama olan “Bireysel Başvuru”nun bulunması, mahkemenin verdiği birçok karar doğrultusunda bu hakların sadece bir maddeden ibaret olmadığını ve uygulanabilirliğini göstermektedir." denildi.

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: İnsan, Haklarının, önemi, ve, tarihsel, gelişimi,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
İstanbul
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 18.06.2018
Bugün
20° - 30°
Salı
21° - 31°
Çarşamba
21° - 32°
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
İstanbul

Güncelleme: 18.06.2018
İmsak
03:22
Sabah
05:25
Öğle
13:12
İkindi
17:10
Akşam
20:48
Yatsı
22:39
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı